Çözüm Sürecine Bakışımız ve Önerilerimiz
PKK’nın feshedilmesine yönelik proje ile birlikte Kürt meselesini, her vatandaşın yararlanacağı temel hak ve hürriyetler çerçevesinde yeniden ele almak gerekmektedir. Bu bağlamda acilen yeni bir anayasa yazılmalı ve bu anayasanın en kritik maddesi Hak ve Hürriyetler maddesi olmalıdır.
Erbakan Hocamızın 40 yıl önce söylediklerini hatrımızdan çıkarmamalı, Kürtler üzerindeki olumlu etkilerini hala gördüğümüz bu sözleri yeni sürecin yol gösterici rehberlerinden biri olarak değerlendirmeliyiz.
Yıllar içerisinde oluşturulan yanlış politikalar, kamu yöneticilerinin üstenci ve baştan aşağı yanlış davranışları, özellikle muhafazakar diye tanımlanan siyasilerin süreçleri doğru okuyamaması, yorumlayamaması ve bölge insanından uzaklaşarak çözüm üretememsi, Kürtleri Marksist-Leninist PKK’nın ve bugün başta LGBT olmak üzere İslam’ın yasakladığı ne varsa onun savunuculuğunu yapan DEM Parti’nin kucağına itti. Nihayetinde Hem Kürtler hem Türkler hem de Türkiye kaybetti.
Şimdi yeni bir süreç başlıyor: Bu süreç, geçmişle hesaplaşma süreci değil; gelecekte huzur içinde, güven içinde birlikte yaşama projesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle adına “Barış ve Kardeşlik “ denilen bu projenin başarılı sonuçlanmasına destek verilmesi, ülkemiz ve bölgemiz için çok önemlidir. Bu sürecin başarılı ve kalıcı olması için önerilerimiz şunlardır:
Çerçeve Yasa: Bu sürecin bütün aşamaları ve kuralları net olmalı ve meclisin büyük çoğunluğu tarafından onaylanmalıdır. Ayrıca denetlenebilir bir yasal altyapı oluşturulmalıdır.
Şeffaflık: Toplumun bütün kesimlerinin sürece güven duyması için yapılan müzakereler, atılan adımlar anlaşılır ve şeffaf olmalıdır. Tartışmalar şiddet zemininden tamamen çıkarılmalıdır. Sürecin tüm aşamaları siyaset ve meclis zemininde konuşulmalı ve halka açıklanmalıdır.
Güven: İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde adalet duygusunu zedelemeyecek düzenlemeler yapılmalıdır. Örgütün kurucu lideri olan Abdullah Öcalan için af veya umut hakkı tartışmalarını bütün bir sürecin temel hedefi haline getirmek son derece yanlış olacaktır. Umut hakkı; emperyalist güçlere taşeronluk yaparak 40 yıl ülkemizin ve aziz milletimizin başına bela olanlar için değil 86 Milyon vatan evladı için temel hedef olmalıdır. Doğrudan silahlı eylemlere katılmış veya bu eylemlerin emrini vererek askerimizin, polisimizin, korucumuzun ve başta bölge insanları olmak üzere vatandaşlarımızın canına kast etmiş her bir terörist yaptıklarının cezasını mutlaka çekmelidir. PKK’nın mevcut lider kadrosu, Terörsüz Türkiye Projesinin ilk gündeme geldiğinde konuşulduğu gibi Türkiye ve bölge ülkeleri dışında bir ülkeye gönderilmeli ve sonraki aşamalarda Emperyalist ve Siyonist güçlerle işbirliği yaparak süreci sabote etmelerinin önüne geçilmelidir.
Ortak Kültür: Kutuplaştırıcı ve dışlayıcı söylemlerden kaçınılmalı, ortak bir gelecek, ortak bir kültür inşaası teşvik edilmelidir. Batılı ve içi boş kavramlar yerine, inancımızın şekillendirdiği ve ortak değerlerimizi temsil eden, bizi biz yapan kavramların etrafında birleştirici bir dil oluşturulmalıdır.
Sonuç olarak; Toplumsal birlikteliğin olgunlaşmasında herkesin ve her kesimin üstüne düşeni yapması şarttır. Biz Huzur ve Güven Partisi olarak artık hiç bir bahaneyi, bu ülkede kardeş kavgası ve yeni bir savaş sebebi olarak görmek istemiyoruz.